İcra Davaları

İcra takibi ve buna bağlı olarak gelişen icra davaları, hukuk sistemimizde alacaklı ve borçlu arasındaki dengenin sağlandığı en kritik mekanizmalardan biridir. Bir kişinin veya kurumun hakkı olan alacağına kavuşamaması durumunda, devlet gücüyle bu alacağın tahsil edilmesi sürecine icra hukuku denir. Ancak her icra takibi sorunsuz ilerlemez; bazen borçlunun itirazları, bazen de alacaklının hak arayışı süreci yargıya taşır.

İcra Davası Nedir ve Neden Açılır?

İcra davası, genellikle başlatılmış bir icra takibine karşı tarafların haklarını korumak amacıyla açtıkları davalardır. En yaygın görülen türü “İtirazın İptali” davasıdır. Borçlu, kendisine gönderilen ödeme emrine haksız yere itiraz ederek takibi durdurduğunda, alacaklı bu engeli aşmak için mahkemeye başvurur. Eğer mahkeme alacaklıyı haklı bulursa, borçlu sadece asıl borcu değil, genellikle %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatını da ödemek zorunda kalır.

Bir diğer önemli dava türü ise İstihkak Davası’dır. Bu, haciz işlemi sırasında borçluya ait olmayan bir malın sehven haczedilmesi durumunda, malın gerçek sahibinin mülkiyet hakkını korumak için açtığı davadır. Ayrıca, borçlunun ödeme gücü olmasına rağmen mal kaçırmak amacıyla yaptığı muvazaalı işlemleri iptal ettirmeyi amaçlayan “Tasarrufun İptali” davaları da bu sürecin önemli bir parçasıdır.

İcra davaları, genel mahkemelere göre daha hızlı işleyen İcra Hukuk Mahkemeleri veya davanın niteliğine göre Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülür. Bu davalarda süreler (itiraz süreleri, dava açma süreleri) hayati önem taşır; bir günlük gecikme bile haklıyken haksız duruma düşmenize neden olabilir. Bu nedenle, ister alacaklı ister borçlu olun, belgelerin usulüne uygun sunulması ve sürecin titizlikle takip edilmesi, maddi kayıpların önüne geçmek için en güvenli yoldur.