Miras Kalan Evde Mirasçılardan Biri Oturuyorsa Diğer Mirasçıların Hakları Nelerdir?

Babanız vefat etti. Geride bir ev kaldı. Kardeşlerinizden biri yıllardır bu evde oturuyor. Siz ise eve giremiyor, taşınmazdan yararlanamıyor ve ‘Ben de mirasçıyım, benim hakkım ne olacak?’ diye düşünüyorsunuz. İşte miras hukukunda uyuşmazlıkların çoğu tam olarak bu noktada başlıyor

Bir yakının vefatından sonra geride kalan ev, arsa veya başka bir taşınmaz, çoğu zaman aile içinde yeni bir hukuki sürecin başlangıcı olur. Özellikle miras kalan evde mirasçılardan birinin tek başına oturması, diğer mirasçıların ise taşınmazdan yararlanamaması, mirasçılar arasında ciddi uyuşmazlıklara yol açabilir.

Peki miras kalan evde bir mirasçı tek başına oturabilir mi?

Diğer mirasçıların ev üzerinde hakkı var mıdır?

Miras kalan evde oturan mirasçıdan ecrimisil (haksız işgal tazminatı) veya kullanım bedeli istenebilir mi?

Mirasçılardan biri diğerlerinin rızası olmadan miras kalan taşınmazı kullanabilir veya kiraya verebilir mi?

Bu soruların cevabı, mirasın paylaşılmasından önceki miras ortaklığı, mirasçıların hakları ve taşınmazın fiilî kullanım şekli birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Bu yazımızda, uygulamada sık karşılaşılan miras kalan ev, miras paylaşımı, mirasçıların taşınmaz üzerindeki hakları, ecrimisil ve ortaklığın giderilmesi konularını açıklıyoruz.

Bir kişinin vefatıyla birlikte miras, kanunda öngörülen şekilde mirasçılara geçer. Birden fazla mirasçı bulunması hâlinde, mirasın paylaşılmasına kadar mirasçılar arasında miras ortaklığı meydana gelir.

Türk Medeni Kanunu’nun 640. maddesi uyarınca mirasçılar, paylaşmaya kadar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar.

Bunun önemli bir sonucu vardır:

Miras kalan ev, paylaşım yapılmadan önce mirasçılardan yalnızca birinin malı hâline gelmez.

Dolayısıyla mirasçılardan birinin “Benim miras payım yüzde 50, bu nedenle evin yarısını istediğim gibi kullanabilirim.” şeklindeki yaklaşımı, miras ortaklığı devam ettiği sürece tek başına hukuki sonuç doğurmaz.

Miras payı ile belirli bir taşınmaz üzerindeki somut mülkiyet hakkı birbirinden ayrılmalıdır.

Özellikle elbirliğiyle mülkiyet durumunda paylı mülkiyetten farklı olarak miras ortaklığına tabi birden fazla kişi, aralarında belirlenmiş paylar olmaksızın miras kalan malın tamamına birlikte sahip olmaktadırlar.

Mirasçılardan birinin miras kalan evde oturuyor olması tek başına hukuka aykırı yahut suç değildir.

Örneğin diğer mirasçıların açık veya örtülü rızası bulunabilir. Mirasçılar, kendi aralarında taşınmazın belirli bir süre mirasçılardan biri tarafından kullanılmasını kararlaştırmış olabilir.

Ancak mirasçılardan biri, diğer mirasçıların taşınmazdan yararlanmasını tamamen engelliyor ve taşınmazı yalnızca kendi menfaatine kullanıyorsa durum tamamen değişir. Bu durumda taşınmazdan yararlanması engellenen mirasçının başvurabileceği pek çok hukuki yol bulunmaktadır.

Burada önemli olan, miras kalan taşınmazın nasıl kullanıldığı ve diğer mirasçıların bu kullanıma rıza gösterip göstermediğidir.

Bu nedenle her miras uyuşmazlığında “Evde oturan mirasçı haksızdır.” şeklinde otomatik bir sonuca varmak doğru değildir. Somut olay koşulları değerlendirilmek suretiyle ve taşınmazdan yararlanması engellenen mirasçının talebine göre çeşitli hukuki süreçler gündeme gelebilmektedir.

Evet.

Miras ortaklığı devam ettiği sürece mirasçılar arasında elbirliğiyle mülkiyetin söz konusu olduğundan ve bu mülkiyet biçiminde mirasçılar arasında belirlenmiş paylar olmaksızın miras kalan malın tamamına birlikte sahip olduklarından yukarıda bahsetmiştik. Dolayısıyla da miras ortaklığı devam ettikçe her mirasçı, terekeye ilişkin hakların korunmasını talep edebilir.

Bu kapsamda mirasçılardan birinin taşınmazı diğer mirasçıların haklarını dışlayacak biçimde kullanması, taşınmazdan elde edilen gelirleri tek başına alması veya diğer mirasçıların taşınmazdan yararlanmasını engellemesi hâlinde somut olayın özelliklerine göre çeşitli hukuki yollar gündeme gelebilir.

Özellikle miras kalan taşınmazın tek bir mirasçı tarafından kullanılması, uzun süre devam eden uyuşmazlıklarda ciddi bir hak kaybına, örneğin kira gelirlerinden mahrum kalmasına neden olabilir.

Bu nedenle miras paylaşımı konusunda anlaşmazlık ortaya çıktığında, yalnızca tapudaki miras payına bakmak yeterli değildir. Taşınmazın kim tarafından, ne zamandan beri ve hangi koşullarda kullanıldığı da önemlidir.

Uygulamada en çok merak edilen sorulardan biri budur.

Ecrimisil, en genel ifadeyle, bir taşınmazdan hak sahibi olmayan veya kullanım hakkı bulunmayan kişinin haksız şekilde yararlanması nedeniyle talep edilen tazminat bedelidir.

Ancak mirasçılar arasındaki ecrimisil uyuşmazlıklarında konu biraz daha farklıdır.

Mirasçılardan birinin taşınmazı kullanıyor olması, diğer mirasçıların her durumda otomatik olarak ecrimisil talep edebileceği anlamına gelmemekte, belirli koşulların oluşması gerekmektedir.

Özellikle;

  • diğer mirasçıların taşınmazdan yararlanmak isteyip istemediği,

  • taşınmazı kullanan mirasçıya bu yönde bir bildirim yapılıp yapılmadığı,

  • diğer mirasçıların kullanıma rıza gösterip göstermediği,

  • taşınmazın tamamının mı yoksa belirli bir bölümünün mü kullanıldığı,

  • taşınmazın gelir getirip getirmediği,

  • taşınmazın kullanımına uzun süre sessiz kalınıp kalınmadığı, gibi hususlar değerlendirilmelidir.

Bu noktada belirtmek gerekir ki ecrimisil talebinin ön koşulu olarak intifadan men yani bildirim şartı kural olarak aranmakta ise de dava konusu taşınmaz özellikle bahçe, tarla gibi doğal ürün veren yahut ev, iş yeri gibi kira geliri getiren yerlerden ise yerleşik uygulamalara göre intifadan men yani bildirim koşuluna gerek bulunmamaktadır.

Yine taşınmazın uzun yıllardır devam eden kullanımına sessiz kalmak Yargıtay uygulamalarına göre zımni muvafakat anlamına gelmekte olup ecrimisil talebinin olumsuz sonuçlanmasına yol açabilmektedir.

Dolayısıyla her durumda somut olayın özelliklerine göre değerlendirme yapılmak suretiyle ecrimisil talebi, kullanımın sona erdirilmesi veya başka hukuki yollar gündeme getirilmelidir.

Miras kalan evin mirasçılardan biri tarafından kullanılması ile üçüncü bir kişiye kiraya verilmesi aynı hukuki durum değildir.

Örneğin mirasçılardan biri, diğer mirasçıların bilgisi ve rızası dışında miras kalan evi üçüncü bir kişiye kiraya vermiş ve kira gelirini tek başına almaya başlamışsa, elde edilen gelir bakımından diğer mirasçıların hakları gündeme gelebilir.

Bu durumda yalnızca taşınmazın kullanımı değil, taşınmazdan elde edilen kira gelirinin mirasçılar arasında nasıl değerlendirilmesi gerektiği de önem kazanır.

Dolayısıyla miras kalan taşınmazın kiraya verilmesi, kira sözleşmesinin kim tarafından yapıldığı ve kira bedelinin kim tarafından tahsil edildiği ayrıca incelenmelidir.

Miras ortaklığı devam ettiği sürece mirasçılardan birinin, terekeye dahil belirli bir taşınmazın tamamını diğer mirasçıların iradesi dışında tek başına satması kural olarak mümkün değildir.

Çünkü mirasçılar, paylaşmaya kadar terekeye ait haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.

Burada miras payının devri ile miras kalan belirli bir evin satılması birbirinden ayrılmalıdır.

Bir mirasçının mirasçılık sıfatından doğan hakları ile henüz paylaşılmamış terekeye dahil belirli bir taşınmaz üzerinde tek başına tasarruf edebilmesi aynı şey değildir.

Bu ayrım, özellikle miras kalan evin satışı, tapu işlemleri ve miras paylaşımı bakımından büyük önem taşır.

Mirasçılar anlaşabiliyorsa mirasın paylaşımı anlaşma yoluyla gerçekleştirilebilir.

Ancak mirasçılar arasında anlaşma sağlanamıyorsa, mirasçılardan her biri kanunun öngördüğü şartlar çerçevesinde mirasın paylaşılmasını isteyebilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 642. maddesi bu konuda temel düzenlemelerden biridir.

Miras kalan ev bakımından;

  • taşınmazın aynen paylaşılması,

  • taşınmazın mirasçılardan birine özgülenmesi,

  • diğer mirasçıların paylarının bedelinin ödenmesi,

  • şartları oluştuğunda ortaklığın giderilmesi yoluna başvurulması gibi seçenekler gündeme gelebilir.

Bu nedenle “Mirasçılardan biri evi satmak istiyor, diğerleri istemiyor.” şeklindeki bir uyuşmazlıkta, doğrudan evin satılıp satılamayacağı sonucuna varılmamalıdır.

Taşınmazın niteliği, paydaşların durumu, paylaşma imkânı ve tarafların talepleri birlikte değerlendirilmelidir.

Miras kalan taşınmaz, miras bırakanın ölümünden önce eşiyle birlikte yaşadığı aile konutu ise sağ kalan eş açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken haklar bulunabilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 652. maddesi, belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde sağ kalan eşin aile konutu ve ev eşyası bakımından özel bir talepte bulunabilmesine imkân tanımaktadır.

Bu nedenle miras paylaşımı yapılırken yalnızca çocukların veya diğer mirasçıların miras paylarının hesaplanması yeterli değildir.

Sağ kalan eşin miras hakkı, aile konutu ve terekenin niteliği de ayrıca incelenmelidir.

Hayır, miras ortaklığı devam ederken konu bu kadar basit değildir.

Bir mirasçının miras kalan evde oturuyor olması, ona diğer mirasçıların haklarını tamamen ortadan kaldırma yetkisi vermez.

Aynı şekilde diğer mirasçıların mirasçı olması da tek başına evde yaşayan mirasçıyı doğrudan evden çıkarabilecekleri anlamına gelmez.

Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle; miras ortaklığı -> taşınmazın kullanım şekli -> mirasçıların rızası -> kullanımın engellenip engellenmediği -> varsa bildirimler -> ecrimisil veya paylaşım talepleri birlikte değerlendirilmelidir.

Mirasçılar arasında anlaşmazlık varsa uyuşmazlığın yıllarca fiilî bir ortaklık hâlinde devam etmesi, çoğu zaman tarafların zararına olabilir.

Özellikle;

  • miras kalan evin yalnızca bir mirasçı tarafından kullanılması,

  • diğer mirasçıların taşınmaza girememesi,

  • evin kiraya verilmesine rağmen kira gelirinin paylaşılmaması,

  • taşınmazın bakım ve onarım giderlerinin yalnızca bazı mirasçılar tarafından karşılanması,

  • mirasçılardan birinin taşınmazı satmak istemesi,

  • diğer mirasçıların satışa karşı çıkması gibi durumlarda hukuki durumun somut olarak değerlendirilmesi gerekir.

Uyuşmazlığın niteliğine göre mirasın paylaşılması, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil, alacak veya başka hukuki talepler gündeme gelebilir.

Bir miras uyuşmazlığında yalnızca sözlü anlatımlar çoğu zaman yeterli değildir.

Özellikle taşınmazlara ilişkin miras davalarında;

  • tapu kayıtları,

  • veraset ilamı,

  • nüfus kayıtları,

  • vasiyetname,

  • miras sözleşmesi,

  • kira sözleşmeleri,

  • banka kayıtları,

  • ödeme belgeleri,

  • taşınmazın kullanımına ilişkin yazışmalar,

  • ihtarnameler,

  • gerektiğinde tanık anlatımları önem taşıyabilir.

Bu nedenle miras paylaşımı veya miras kalan taşınmazla ilgili dava açmadan önce mevcut belgelerin bir bütün olarak incelenmesi, yanlış bir hukuki yola başvurulmasının ve hak kaybının önlenmesi açısından önemlidir.

Miras kalan evin bir mirasçı tarafından uzun süredir kullanılıyor olması, o mirasçının taşınmazın tek sahibi olduğu anlamına gelmez.

Miras paylaşımı gerçekleşinceye kadar birden fazla mirasçı bulunması hâlinde miras ortaklığı söz konusu olur ve mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar.

Ancak diğer taraftan, yalnızca mirasçı olmak da miras kalan evde yaşayan kişiden otomatik olarak kira veya ecrimisil alınabileceği anlamına gelmez.

Her miras uyuşmazlığında; mirasçılık durumu, tapu kaydı, taşınmazın kullanım şekli, mirasçıların rızası, yapılan bildirimler, taşınmazdan elde edilen gelirler ve mirasçıların paylaşım iradesi birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle miras kalan ev, miras kalan arsa veya diğer taşınmazlar üzerinde mirasçılar arasında anlaşmazlık bulunuyorsa, hukuki sürecin doğru şekilde belirlenmesi önemlidir.

Miras hukuku; yalnızca miras payının hesaplanmasından ibaret değildir. Miras paylaşımı, veraset ilamı, mirasın reddi, tenkis, muris muvazaası, miras kalan taşınmazlar, ecrimisil ve ortaklığın giderilmesi gibi birçok farklı hukuki konu aynı dosyada gündeme gelebilir.

Trabzon ve çevresinde özellikle taşınmazların, aile konutlarının, tarım arazilerinin ve uzun yıllardır aile içinde kullanılan gayrimenkullerin miras yoluyla intikali sonrasında mirasçılar arasında çeşitli uyuşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir.

Trabzon miras hukuku, Trabzon miras avukatı, miras paylaşımı, miras kalan ev, muris muvazaası, tenkis davası, ortaklığın giderilmesi ve miras kalan taşınmazlar gibi konularda, somut olayın özelliklerine göre hukuki inceleme yapılması hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşır.

Miras hukuku ve taşınmazlardan kaynaklanan miras uyuşmazlıkları konusunda bizler, Trabzon ve çevre illerde hukuki danışmanlık ve dava süreçlerinin takibi alanında hizmet sunmaktayız.

Miras kalan evde bir mirasçı tek başına oturabilir mi? Miras ortaklığı devam ederken mirasçılardan birinin taşınmazı kullanması mümkündür; ancak bu kullanım diğer mirasçıların haklarını ihlal edecek şekilde gerçekleştirilemez. Somut olayın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.

Miras kalan evde oturan mirasçıya kira ödenmesi için dava açılabilir mi? Taşınmazın kullanım koşullarına göre ecrimisil veya başka bir kullanım bedeli talebi gündeme gelebilir. Ancak her olayda otomatik olarak kira veya ecrimisil talep edilemez.

Miras kalan ev satılmak isteniyor ancak mirasçılardan biri satışa karşı çıkıyor. Ne yapılabilir? Miras ortaklığı, paylaşım ve taşınmazın hukuki durumuna göre farklı yollar söz konusu olabilir. Somut olayın incelenmesi gerekir.

Miras kalan evde yaşayan mirasçı diğer mirasçıları evden çıkarabilir mi? Mirasçılık sıfatı tek başına böyle bir yetki vermez. Miras ortaklığının ve taşınmazın kullanım koşullarının değerlendirilmesi gerekir.

Miras paylaşımı konusunda anlaşmazlık varsa ne yapılabilir? Mirasçılar arasında anlaşma sağlanamaması hâlinde, olayın niteliğine göre mirasın paylaşılması veya ortaklığın giderilmesine ilişkin hukuki yollar gündeme gelebilir.

Trabzon’da miras kalan taşınmazla ilgili hangi davalar açılabilir? Uyuşmazlığın niteliğine göre miras paylaşımı, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil, muris muvazaası nedenli tapu iptal ve tescil, tenkis, tapu iptal ve tescil gibi farklı hukuki yollar söz konusu olabilir.

Hukuki Uyarı: Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Miras hukukunda hak kaybına neden olabilecek süreler, usul kuralları ve somut olayın özellikleri bulunduğundan, her olay bakımından ayrıca hukuki değerlendirme yapılması gerekir.