
Toplumdaki her bireyi bir şekilde ilgilendirdiğinden boşanma davaları hakkında herkesin az çok bilgisi bulunmaktadır. Hukuki prosedür anlamında ise çok fazla değişkenin değerlendirildiği bir konu başlığı niteliğindedir. Davaların içeriğinde hakkında karar verilmesi gereken konular:
- Boşanma talebinin karşılanıp karşılanmayacağı
- Nafaka talepleri olup olmadığı, varsa ne miktarda olacağı
- Varsa müşterek çocukların velayeti ve kişisel ilişkinin tesisi
- Varsa mal paylaşımının yapılması
- Varsa evlilik öncesi sözleşmelerin göz önüne alınarak karar verilmesi
şeklinde sıralanabilmektedir. Özellikle son yıllarda 6284 sayılı Ailenin Korunması kanununun etkinliğinin artırılmasıyla birlikte boşanma davaları çok daha detaylı birer süreç haline dönüşmüştür. Aynı zamanda 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu gereğince de artık boşanmalarda çocuğun yüksek yararı göz önüne alınmaktadır. Bu da en çok velayet ve kişisel ilişki tesisi üzerinde etkili olmaktadır.
Boşanma davalarında davaya konu olan tartışma konuları:
- Müşterek çocuk
- Nafaka
- Mal paylaşımı
gibi konular her iki taraf da davadan madden ve manen kârlı çıkmayı istemektedir. Bilindiği gibi temel olarak iki tip boşanma vardır:
- Anlaşmalı boşanma
- Çekişmeli boşanma
Anlaşmalı Boşanma: Eşlerin evliliği sonlandırma konusunda tam bir mutabakata vardığı en kısa yoldur. Bu sürecin başlayabilmesi için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve tarafların hazırlanan “Boşanma Protokolü” üzerinde uzlaşması gerekir. Protokolde nafaka, tazminat, velayet ve mal paylaşımı gibi kritik konular netleştirilir. Mahkeme huzurunda her iki eşin de boşanma iradesini bizzat beyan etmesi şarttır. Genellikle tek celsede sonuçlanan bu yöntem, tarafların hem maddi hem de manevi olarak daha az yıpranmasını sağlar; mahkeme sürecini bir çatışma alanından ziyade hukuki bir prosedüre dönüştürür.
Çekişmeli Boşanma: Eşlerden birinin boşanmayı istemediği veya nafaka, velayet, tazminat gibi konularda ortak paydada buluşulamadığı durumlarda çekişmeli boşanma davası açılır. Bu süreçte taraflar, iddialarını delillerle ispatlamak zorundadır. Sadakatsizlik, hayata kast, haysiyetsiz yaşam sürme veya şiddetli geçimsizlik gibi nedenlere dayanan bu davalar, tanık beyanları ve incelemeler nedeniyle daha uzun sürer. Tarafların kusur oranlarının belirlenmesi, tazminat ve nafaka miktarları üzerinde doğrudan etkilidir. Sabır ve titiz bir hukuki strateji gerektiren bu yol, uzlaşmanın mümkün olmadığı durumlarda kişisel hakların mahkeme eliyle korunmasını ve adaletin tesis edilmesini amaçlar.