
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2024/2402 Sayılı 04.04.2024 tarihli Kararı Çerçevesinde)
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2024/2402 sayılı 04.04.2024 tarihli kararında, boşanma halinde düğün takılarının kime ait olacağına ilişkin uyuşmazlıklarda uygulanacak temel ilkeler açık şekilde ortaya konulmuştur. Bu karar boşanma davalarında düğün takılarının (ziynet eşyası) paylaşımına ilişkin yerleşik içtihadı değiştirerek yeni bir dönemi başlatmıştır. Artık “Takılan her şey kadınındır” kuralı yerine, takılar konusundaki anlaşmaya, örf-adete ve takının kime takıldığına bakılması esası getirilmiştir. Bu kararla birlikte, ziynet eşyalarının paylaşımında izlenecek yol üç aşamalı bir sistemle değerlendirilmiştir:
- Taraflar Arasında Anlaşma Olması Durumu
Eğer eşler arasında düğünde takılan ziynet eşyalarının nasıl paylaşılacağına dair açık veya örtülü bir anlaşma bulunuyorsa, paylaşım öncelikle bu anlaşmaya göre yapılır. Mahkeme, tarafların iradesini esas alır. Bu durumda yazılı anlaşma ve yazılı bir belge şartı bulunmamakla birlikte taraf iradelerinin başka bir paylaşım şekli kabul ederek anlaştığını iddia eden taraf bu iddiasını ispatlamalıdır.
- Yerel Örf ve Adet Olması Durumu
Taraflar arasında bir anlaşma bulunmaması durumunda, ilgili yörede düğün takılarının nasıl paylaşıldığına ilişkin yerleşmiş bir örf ve âdet varsa ve bu durum ispatlanabiliyorsa, uyuşmazlık bu yerel uygulamaya göre çözülür. Bu durumda yerel örf ve âdet bulunduğu iddia edilmeli ve iddia eden tarafça bu husus ispatlanmalıdır.
- Anlaşma veya Örf ve Adet Olmaması Durumu
Anlaşma veya yerleşik bir örf ve âdet bulunmadığı durumlarda ise Yargıtay’a göre genel kural uygulanır. Buna göre; Ekonomik değer taşıyan ve düğünde takılan ziynetler kime takılmış veya kime verilmişse kural olarak ona ait sayılır.
Bununla birlikte önemli bir ayrım daha yapılmaktadır: Takılan eşya özellikle kadın veya erkek cinsine özgü bir ziynet niteliği taşıyorsa (Örneğin küpe kadına özgüdür), bu durumda o ziynet o cinse verilmiş kabul edilir.
Ayrıca takı kesesinde toplanan ziynetler konusunda da şayet kadına ya da erkeğe özgü bir şey varsa o cinse ait olacağı; kadına ya da erkeğe özgülenen bir eşya olmaması durumunda iste her ikisine ortak olarak ait olacağı kabul edilmiştir.
Yine takılan paralar konusunda da aynı uygulama söz konusu olup anlaşma yahut yerel örf ve âdet olmadığı takdirde kime takıldıysa ona ait olacağı, takı kesesinde toplanan paraların da kadına ve erkeğe ortak olarak ait olacağı kabul edilir.
İspat Yükü Kime Aittir?
Ziynet alacağı davalarında genellikle: ziynetlerin varlığını, miktarını, kendisine ait olduğunu, rızası dışında kendisinden alındığını ve iade edilmediğini iddia eden taraf ispat yükü altındadır. Yine ziynetlerin geri alınmamak üzere verildiğini iddia eden taraf ise bu durumu ispat yükü altındadır.
İspat yükü üzerinde olan taraf delil olarak: düğün videoları, fotoğraflar, tanık beyanları, mesaj kayıtları ve sair ispat araçlarını kullanabilecektir.
Genel Değerlendirme
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin bu yaklaşımıyla birlikte ziynet eşyaları konusunda gelişen ve değişen toplumun ihtiyaçlarına hizmet etmeyi amaçlayan, tek tip bir kural yerine somut olayın özelliklerine göre değişen, öncelik sıralaması belirlenmiş bir sistem benimsenmiştir. Böylece hem değişen beklentiler hem de taraf iradeleri ve yerel uygulamalar dikkate alınarak daha adil bir değerlendirme yapılması amaçlanmıştır.
Ayrıca ifade etmek gerekir ki genel kabul gören hukuki yaklaşım bu şekilde olsa da her somut olayın kendi içerisinde değerlendirilmesi ve çözümlenmesi, buna göre de bir yol haritası çizilmesi gerekmektedir.
Avukat Gizem SAK